Hamster psikolojisi

Böyle bir şey okuduğumdan veya duyduğumdan neredeyse emindim. Fakat az önce nette bakındım, bulamadım. Benim yaratımım olma ihtimali var, o yüzden başlığı tırnak içinden çıkardım.

Uzun zamandır alttan alta hep hissediyordum, son günlerde çok daha baskın bu duygum. Hayatı, zavallı bir tekerleği döndürüp döndürüp hiç bir yere varamamak olan hamster hayvanı gibi hissediyorum kendimi. 

Bir yaşam düzeni kurmuşum, o düzenin devam etmesi tek kaygım olmuş. Düzenin beni mutlu edip etmemesi konudan bağımsız. Ay sonunda hesabıma yatan paranın sebebi olan işim beni zamansız, ruhsuz ve hatta nefessiz bıraktığında, gidip o bankadaki parayla kendime alan satın alıyorum. Nefes almak için para veriyorum, şaka değil, nefes eğitimleri çok pahalı. Doğduğumuzdan beri sahip olduğumuz en önemli refleksi öğretmek için çuvalla para alıyor insanlar. İşe giyerim diye kıyafet alıyorum, ayakkabı alıyorum, her hafta kuaföre gidiyorum. Ofisin çevresindeki havalı cafe'lerde yemek yiyorum. O parayı işin benden çaldığı zamanımın yerini mutluluk vaad eden maddi şeylerle dolduruyorum. Oysa iş hiç zamanımı çalmasa, o para da gerekli olmayacak.

Sabah sahilde yürürken, -sadece yürüme kısmında düşünebiliyorum, koşmaya başladığımda konsantrasyonum rüzgar oluyor- bunları düşünüyordum. Problemi tespit ettiğinde ışık hızıyla çözüm üretmeye geçen beynim, tüm bunlardan soyunalım o halde dedi hemen (kalbim de olabilir bilemiyorum, iç ses bana pek rasyonel geldi diye beynim dedim :)). Adım adım düşündüm ben de, kalacak bir yer şart ama dedim. Bu sefer sanırım kalbim, neden şart olsun ki dedi, tüm insanlara ve hayvanlara ve doğaya güvenmeyi öğrenirsen dışarıda da yaşayabilirsin. Evet biraz fazla romantik. Barınacak kapalı bir yer konusu soru işareti olarak kalsın, geri kalan her şey iyice gereksiz. İndirimde diye bir mağazadan üç çanta almak, her akşam dışarıda yemek yemek, her öğlen hadi keyifli bir kaçamak yapalım deyip pahalı yerlere gitmek hep fuzuli. 

Datça'da tatil yaparken banka müdürü bir kızla tanışmıştım, ilk o söylediğinde konunun saçmalığı bu kadar gözüme çarptı. Dedi ki , zaten kazandığımız paranın yarısını kıyafet, sosyalleşme vs için sisteme geri veriyoruz. Kalan yarısıyla da bize dayatılan evlerin arabaların kredisini ödüyoruz. Ancak o zaman iyi bişey yapmış olduğumuzu hissedip yastığa başımızı huzurla koyuyoruz..

Dün öğlen buluştuğum bir arkadaşımdan da yine ufkumu açan bir yorum duydum. Dedi ki arkadaşım, eskiden tatile çıkmak, akşam yemeğine çıkmak sadece özel zamanlarda yapılan lüks şeylerdi, artık herkes her gün yemekte, her hafta sonu tatilde, adı da 'keyifli bir kaçamak' oldu. Eskiden bişeylerden kaçmaya mı ihtiyaç duymuyordu insanlar yoksa keyifleri mi her daim yerindeydi ?

Bazı dönemler tüm bunlar iyice saçma geliyor bana, etrafta olan biten her şey manasız gibi, güzel şeylerin bile hakkını veremiyorum böyle zamanlarda. Son bir kaç gündür, sevdiğim insanlar bana 'sesin soluğun çıkmıyor, iyi misin' diyor. Sabah mesela, koşudan sonra terli terli dönerken canım Mehmet Abi'yle karşılaştım. Dişçim ve abim olur kendisi ve bu dünyada dişçisine koşa koşa giden az sayıda insandan biriyimdir sanırım. Terli olmama aldırmadan beş dk içinde iki kez kocaman sarılıp öptü beni. İyi geldi bir kaç dakika, sonra geçti. Etrafımdaki sevgiye karşı tenim yağmurluk gibi oluyor bu günlerde. Sevgi ve tüm iyi hisler kayıp geçiyor üzerimden, kötü şeyler biraz daha uzun süre tutunabiliyor oysa ki. 

Hamster'dan yola çıkıp uzun bir yazı yazdım ama kendimi iyi ifade edebildiğimi düşündüğümden, bu seferlik az ve öz yazma kuralına takılmıyorum.

Sizinle bir resmimi paylaşarak kaçmam lazım, zira tatil planları yapacağım :) :) :)


Yorumlar

  1. Oyle gercek ki yazdiklarin. Hayatimizin aci gercegi.

    YanıtlaSil
  2. Hamster psikolojisi değil ama senin duyduğun "rat race" olabilir. Senin anlattığına geliyor. Hamster da onun bir farklı versiyonu. Bence kalacak yer şart gerçekten. Ama alternatifsiz değil. Misal -yap diye demiyorum- üç aylık maaşından arttıracağın, kafe, kurs ve kuaför parasıyla bir karavan alabilirsin mesela. Ama karavanda yaşamanın da kendi zorlukları var. Rat race'den kaçıp şahane bir karavan dekore edip içinde yaşayan ve bütün gün resim çizen bir çift blogu okumuştum eskiden. Oradan aklıma geldi. Biraz dışlanıyorlardı ama. Yerleştikleri yerde insanlar bazen onlardan korkuyorlardı filan.

    YanıtlaSil
  3. Okurken aklıma geldi. Annem alt komşuya ya da yakın akrabaya yollardı " Müsaitseniz annemler size gelecek" diye :) Çay ve pisküvitle sosyalleşilirdi. Sonra günler icad oldu. Annemin ayın 22 siydi iyi hatırlıyorum. Börek, pohaça yapar - evi dip bucak (böyle mi deniyordu:) temizle, canı çıkardı. Sosyalleşmek eskidn sıradan ve maliyetsiz bir şeydi ya da daha az maliyetli :)

    YanıtlaSil

Yorum Gönder