Ben bir adamı aldım bir yere koydum. Bir şekilde gördüm. Bu vizyonuma ters olan (ve sık sık kafama takılan) her şeyi görmezden geldim. Etrafımdaki herkes çıplak gerçeği gördü ve ne yaptığımı anlamadı. Ne yaşadığımı, ne hissettiğimi bir tek ben bildim. O da benimle bu oyunu sürdürdükçe (ayrıldıktan sonra 2,5 ay kadar daha sürdürdü) şımarıkça isteklerimin sonu gelmedi. Değil mi ki ne yaparsam yapayım, benimle oynuyordu, devam ettim öylece.
Sonunda en son 'seni artık hayatımdan tamamen çıkarıyorum' dememin ardından oyunu bıraktı. Ertesi sabah 'yok vazgeçtim yapamayacağım' desem de dönmedi kararından. Sonra 2 hafta kadar daha çeşitli yollarla saçmaladım. En son bu sabah veda ettim kendisine. Şimdi tamamen temiz ve kafam rahat hissediyorum kendimi.
Olayın tamamen benimle ilgili olduğunun farkına varmam için tüm bu sürecin aynen bu şekilde yaşanması gerekiyormuş. Arada başka insanlarla değişik yerlerde upuzun bir tatil yaptığım için de, başka düşünce ve davranış kalıplarımı fark etme şansım oldu. Sana sorun olan, dert ettiğin şeyi tespit etmek çok önemli. Sonrasında değiştirmek için tek ihtiyacın her şeyin iyi olacağına dair inanç, umut ve bir plan. Kendi başına yapamayacağını düşündüğünde yardım istemek de büyük erdem. Bunu da yaptım ama, yardım istediğim insanların sözlerini ve öğütlerini dinlemedim. Artık kendimi teslim etme ve dinleme noktasındayım. Bir kaç farklı konuda, bir kaç kişiden yardım istedim. Almaya ve uygulamaya gönülden niyet ediyorum.
Kafamda oluşmuş kalıp düşünceler var, bazı özelliklere sahip insanları gözümde büyütüyorum. Bazı paylaşımları hemen 'çok özel', 'eşi bulunamaz', 'kaçırılmaması gereken' kategorisine koyup yüceltiyorum. Oysa 'arkana bakmadan kaçılması gereken' davranışları görmezden gelip, kendi masalıma inanmaya devam ediyorum. Dün tatlı arkadaşım E ile, öğle arasında kahve içerken bana dedi ki, 'bu adamın senin algında neyin yerine geçtiğini, onu nereye koyduğunu bul, ancak öyle çözersin'. O zaman fark ettim, tipi bana tatlı geldi diye, fransız okulunda okumuş diye, hayatını bir sahil kasabasına taşımış diye, kitap okumayı seviyor diye, beni seçti diye bir insanı yüceltmek yanlışmış. Çünkü o er ya da geç o görmezden gelinen davranışları abartacak ve seni üzecekmiş. Benim durumumda bir de 'sen bana çok değer veriyorsun, çok aşıksın, ben o kadar vermiyorum, aşık da değilim' deyip ayrılacakmış.
Önyargı kadar tehlikeli bir şey bu yüceltme. Dikkat etmeliyim !
Bir de kendimi sevmek, sevilebilir, beğenilebilir, değerli olduğuma dair düşüncelerimi tazelemek, özgüven, özsevgi, özsaygı, özdeğer kavramlarımla çalışmak ile ilgili yeni bir seviyeye geldim.
Artık bu sorunun nereden kaynaklandığını, kendini ne şekillerde dışa vurduğunu (ancak herkesle flört ederek kendini sevdirebileceğine inanmak, tüm ortamın odağı olmaya, herkesin ilgisini almaya çalışmak ve bunu her yol mübah mantığıyla yapmak gibi saçmalamalarla) görmek, değiştirmeye kapı açıyormuş.
Tadını çıkararak değil, ezbere ve çoğu zaman farkında olmadan yiyip içiyor ve bunun akabinde de ertesi gün kendimle gurur duymamamı sağlayacak şeyler yapıyormuşum (ve bu şekilde kendimi sevmekten gün gün uzaklaşabiliyormuşum). Kendimi bir nevi fabrika ayarlarına döndürme sürecindeyim şimdi. Doğduğumdan itibaren oluşturduğum kalıplardan, aldığım yaralardan ve bunların bana düşündürdüğü yaptırdığı sevimsiz şeylerden özgürleşmek, özümü bulmak, onu sevmek ve mutlu olmak yolu.
Belki bu ilişkiyi yaşamasam ve acılarını çekmesem de bu noktaya gelecektim ama böyle olması gerekiyormuş diye şükrederek kabul ediyorum.
Bu arada, ben zaten aynı şeyi, en az 7 yıldır (aslında sanırım çok daha uzun süredir) yaptığım kişisel gelişim çalışmaları için de düşünüyorum. Belki ben zaten hayatın süreciyle doğal olarak buraya gelecektim de, böyle şeyler yaparak kendi çabamla geldiğim algısı oluşturdum :)
Neticede, ben artık onunla bir daha hiç iletişim kurmama korkumdan arındım. Hala bir parçam, sanırım içten içe onun benimle iletişim kurmasını istiyor (ve kurmamasının sebebini öğrenmek de istiyor-benim iyiliğim için mi, yoksa artık kendisi istemediği için mi) ama sanırım bu parçam ego. Ve ben ego değilim, ego güdümünde olduğumda mutlu değilim.
Yarım olan hiç bir şeye razı olmak zorunda olmadığımı, tam ve bütün ve eşsiz ve çok değerli ve çok güzel, ve çok sevilesi olduğum için ancak tam ve bütün bir şeyle mutlu olabileceğimi biliyorum. Aslında en baştan beri içten içe biliyordum ama görmezden gelmek için kendimi zorluyordum çeşitli sebeplerle.
Ayrılık döneminde düşünmeye çalıştığım bazı şeylerin savunma mekanizması olduğunu görmek ve kabul etmek de büyük rahatlama getirdi.(zaten uygun değildi, zaten istemiyordum vs).
Karşılaştırmak, kıyaslamak ve kıskanmak bugüne kadar bana hiç mutluluk getirmedi ama ego inatla beni o yönlere çekmeye çalışıyor ve hala zaman zaman peşinden gittiğim oluyor. Hep o yolu görmeli ve hep o yoldan kalbin-ruhun yoluna dönmeliyim. Yine yine yine yeniden gördüm.
Karşılaştırmak, kıyaslamak ve kıskanmak bugüne kadar bana hiç mutluluk getirmedi ama ego inatla beni o yönlere çekmeye çalışıyor ve hala zaman zaman peşinden gittiğim oluyor. Hep o yolu görmeli ve hep o yoldan kalbin-ruhun yoluna dönmeliyim. Yine yine yine yeniden gördüm.
Çocukluk ve ergenlik döneminde açılan yaralar, kurulan kalıplar çeşitli zamanlarda çeşitli davranışlara ve duygulara sebep oluyor. Benim kurtuluşum farkındalık oldu. Sorun ettiğin şeyi tüm detaylarıyla görüp anlayınca, çözülebileceğini de görüyorsun. Hiç bir şey çözümsüz değil. Yeter ki iste, inan ve bir yol haritası çıkar. Mevcut durumun fotografını çekip seni üzen şeylerin kaynağını tespit etmene kapı açan her deneyim kıymetli. Her zaman güzel anlar güzel hisler getirmese de tüm pakedi olduğu gibi kabul etmek, şükretmek ve yola devam etmek esas. Ne olursa olsun hayat çok güzel. Güzel hissetmek elimizde. Anahtarı da şu dört cümlecik;
Seni seviyorum, özür dilerim, beni affet, teşekkür ederim.
Seni seviyorum, özür dilerim, beni affet, teşekkür ederim.
Yaaaa işte böyle :)
Eklenti: Çalışırken az önce bir düşünce geldi aklıma. Olduğum gibi davranmayarak (daha cool, daha havalı, daha ulaşılmaz, daha bok, daha püsür görünmek adına, her neyse) insanlara yanlış bir imaj çiziyor olabileceğimi düşündüm son ilişkimden yola çıkarak. Canını acıtmak için (aslında kendi canım acıdığından) bile bile olmayacak sevimsiz şeyler söylemişliğim vardır zira adama. Böyle yaptıysam da, bundan sonrası için ders almak ve bedenimi ruhumu hissederek ona göre davranmak tek amacım. Zira geri dönüp hiç bir şeyi düzeltme imkanımız yok. Hayat ileriye doğru yaşanan bir şey ve eminim herkesin, 'geçmişte keşke farklı davransaydım da ilişkimiz başka türlü olsaydı' dediği biri veya birileri vardır hayatında. Bununla yaşamak durumundayız :)
Eklenti: Çalışırken az önce bir düşünce geldi aklıma. Olduğum gibi davranmayarak (daha cool, daha havalı, daha ulaşılmaz, daha bok, daha püsür görünmek adına, her neyse) insanlara yanlış bir imaj çiziyor olabileceğimi düşündüm son ilişkimden yola çıkarak. Canını acıtmak için (aslında kendi canım acıdığından) bile bile olmayacak sevimsiz şeyler söylemişliğim vardır zira adama. Böyle yaptıysam da, bundan sonrası için ders almak ve bedenimi ruhumu hissederek ona göre davranmak tek amacım. Zira geri dönüp hiç bir şeyi düzeltme imkanımız yok. Hayat ileriye doğru yaşanan bir şey ve eminim herkesin, 'geçmişte keşke farklı davransaydım da ilişkimiz başka türlü olsaydı' dediği biri veya birileri vardır hayatında. Bununla yaşamak durumundayız :)

Bal:) Bir geldin, pir geldin! Yazı çok yoğun, gözlerim ara başlıklar aradı:)
YanıtlaSilKendi çabana dair algını olayın özü olarak görüyorum. Ya tutarsa demedin, sen resmen gölünde mayayı tutturdun. Okuyucu seviniyor, bunu bilesin:)
Ben de bu yorumla sevindim canım okuyucum, sen de bunu bil <3
Sil